Yaşam, kendi hatalarımızdan, kendi yanlışlarımızdan ders alacak kadar uzun olmadığı için, başkalarının yaşamlarından da   kendimize  dersler çıkarmalı, farklı yaşamları araştırıp incelemeli, başarılı olmuş insanların biyografilerini okumalıyız. Yaşam süresi uzun olan bazı insanlar birçok saptamada bulunurlar. Bunların bazısı  ‘’atasözü ‘’ olarak ağızdan ağıza dolaşırken bazıları da toplumun paylaşımı için kitap sayfalarında yerlerini alırlar. Sonra herkes okuduklarını, öğrendiklerini birbirine aktarır ve sözler, deneyimler, yaşanmışlıklar ağızdan ağıza, kulaktan kulağa  yayılır gider. Ne kadar  çok kişi duyar veya okursa o kadar çok yaşam etkilenir. Belki yapılacak hatalar önlenir, belki de çıkmaza düşülen anlarda bir çözüm, bir ışık, bir çıkış kapısı özelliği taşır.

          İçinde yaşadığımız dönemde her şey inanılmaz bir hızla akıp gidiyor. Bu gidiş içinde diğer bir hız da yapılan iyilik ve kötülüklerin geri dönüşü. Aynı bir bumerang  gibi. İyilik yapıp atıyorsunuz çok kısa bir süre sonra  iyilik görüyorsunuz. Hem de çok ihtiyacınız olan bir anda ve ihtiyacınız olan bir konuda. Kötülük yapanlar, içten pazarlıklı olanlar, yalan ve iki yüzlülük ile  hareket edenlerde aynı hızla karşılığını buluyor. Yani yaşam birden bire çok hızlandı. Sebep sonuç ilişkileri derinleşti. Yüzeysellik  çok az bir kesimde kaldı.

          Bu nedenle derin yaşamak, yaşamamıza anlam katmak, değer olmak adına daha hızlı hareket etmek zorundayız diye düşünüyorum. Sanki yetişecek bir yerimiz var gibi. Oysa şerefle bitirilmesi gereken en asil görev yaşamdan başka bir şey değildir. Bir lokma ekmek için şerefini çiğnetmeye, bir anlık eğlence için servetini tüketmeye, bir zamanlık makam için el ayak öpmeye, insanları ezip geçmeye, günlük  çıkarlar için onurunu terk etmeye, bir kısım insanlara kızıp bütün insanlara düşman olmaya değmez bu yaşam.

          Allah herkese iki ayak vermiş yürüyebilmek için, iki el vermiş tokalaşmak için, iki kulak vermiş duymak için, iki göz vermiş görmek için. Fakat neden bir  tane kalp  vermiş. Çünkü diğer kalbi  bir başkasına vermiş gidip bulalım diye.

          O halde yaşam yaşandığı sürece vardır. Gerisi  ya hafızadaki anı, yada hayalimizdeki umuttur…

        Sevgiyle kalın…..