KIYASLAMAK ÜZERİNE

FERİDE ÇANTAL

01-06-2026 17:27

  Kıyaslamak, insan zihninin en eski ama günümüzde en yoğun biçimde yaşanan alışkanlıklarından biridir. Sanal ortam, bu doğal eğilimi hiç olmadığı kadar görünür ve etkili hale getirmiştir. Artık kıyaslama yalnızca okulda, işte ya da sosyal çevrede değil; her an elimizde ki ekranlarda, parmaklarımızın ucunda gerçekleşmektedir. Sosyal medya, insanların hatalarını bir vitrin gibi sergilediği bir alan haline gelmiş, bu da kıyaslamayı neredeyse otomatik bir refleks haline getirmiştir.

  Psikolojik açıdan bakıldığın da kıyaslama, insanın kendini değerlendirme biçimidir. Ancak günümüzde bu değerlendirme, çoğu zaman gerçeklikten kopuk bir zemin de yapılmaktadır. Sanal ortamda gösterilen “ MÜKEMMEL “ yaşamlar, bireyin kendi hayatını değersiz hissetmesine neden olabilir. İnsan, başkalarının en iyi anlarını kendi sıradan günleri ile karşılaştırdığında, kaçınılmaz değersizlik duygusuna kapılır. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, sosyal medyada geçirilen sürenin artması ile birlikte özgüvenin azaldığını, kaygı ve depresyon oranlarının yükseldiğini göstermektedir. Özellikle gençler, kimliklerini oluşturma sürecinde dış onaya daha fazla ihtiyaç duydukları için bu kıyaslamalardan daha fazla etkilenmektedir. “ Neden ben onun kadar başarılı değilim?” , “ Benim hayatım neden o kadar ilgi çekici değil?” gibi sorular, bireyin içsel huzurunu zedeler. Oysa çoğu zaman kıyaslanan görüntüler, gerçeğin yalnızca “ Parlatılmış “ bir yansımasıdır.

  Kıyaslamanın olumlu yönleri de vardır elbette… doğru kullanıldığında, bireyi motive eder ve gelişmeye teşvik eder. Örneğin, bir sporcunun daha iyi performans sergileyen rakibini örnek alması, kendi sınırlarını zorlamasına yardımcı olabilir. Ancak bu kıyas, kıskançlık ya da değersizlik duygusuna dönüşmemelidir. Sağlıklı kıyaslama, başkalarının başarısından ilham almakla, zararlı kıyaslama ise o başarıyı tehdit olarak görmekle başlar. İşte tam bu noktada “ Öz-Şefkat” kavramı ortaya çıkar. Öz-Şefkat, kişinin kendisine anlayışla yaklaşması, hatalarını ve eksiklerini insan olmanın doğal bir parçası olarak kabul etmesidir. Bu bakış açısı, kıyaslamanın yıkıcı etkilerini azaltır. Çünkü kişi, başkaları ile değil, kendi gelişimi ile ilgilenmeye başlar. “ dün olduğumdan biraz daha iyi miyim?” sorusu, “ Başkaları benden daha mı iyi?” sorusundan çok daha sağlıklıdır. 

 Kıyaslanmanın yoğun yaşandığı bu çağda, psikolojik dengeyi korumanın yolu farkındalıktan geçer. Sosyal medyada gördüklerimizin yalnızca bir kesit olduğunu hatırlamak, kendi değerini dış ölçütlerle değil, içsel tatminle belirlemek gerekir. Gerçek mutluluk, başkalarının hayatına bakarak değil, kendi yaşamanın anlamını keşfederek bulunur. Çünkü her insanın hikayesi farklıdır. Kıyaslamak, bu benzersizliği görmezden gelmenin en kolay yoludur.

  Gerçek huzur, başkalarının gölgesinde değil, kendi ışığında yürüyebilmektir.

 

DİĞER YAZILARI ÇOK OKUYAN MI ÇOK GEZEN Mİ BİLİR 01-01-1970 03:00      AİLE TERBİYESİ 01-01-1970 03:00      ‘‘ HAYATTA HER ŞEY BİR ADIMLA BAŞLAR’’ 01-01-1970 03:00