KUSUR ARAMAK YERİNE ÇÖZÜM ARAMAK
Feride Çantal’ın Kaleminden
İnsan, çoğu zaman çevresinde olup bitenleri anlamaya çalışırken kusur aramaya eğilimlidir. Bir iş istediği gibi gitmediğinde hemen kimin hata yaptığını sorgular, eksikleri öne çıkarır ve sorumluyu bulmaya çalışır. Oysa sürekli kusur aramak, sorunları çözmekten çok ilişkileri yıpratır, motivasyonu azaltır ve insanların kendilerini geliştirmesinin önüne geçer.
Elbette hataları görmek önemlidir. Yanlışları fark etmeden ilerlemek mümkün değildir. Ancak hatayı görmekle kusur aramak aynı şey değildir. Hata, üzerinde düşünüldüğünde bir öğrenme fırsatına dönüşebilir. Kusur aramak ise çoğu zaman kişiyi yargılamaya, küçümsemeye ve suçlamaya yöneltir. Bu nedenle önemli olan, hatanın kendisinden çok ona nasıl yaklaştığımızdır.
Kusur arayan kişi genellikle iyi olanı görmezden gelir. Yapılan onlarca doğru işin arasından tek bir yanlışı seçer ve bütün emeği o yanlış üzerinden değerlendirir. Bu durum karşı tarafta değersizlik ve yetersizlik duygusu oluşturabilir. Sürekli eleştirilen insanlar zamanla fikirlerini paylaşmaktan, sorumluluk almaktan ve yeni şeyler denemekten çekinir. Çünkü hata yapmanın doğal bir sürecin parçası olduğunu değil, affedilmez bir eksiklik olduğunu düşünmeye başlarlar.
YAPICI ELEŞTİRİ GELİŞİME ALAN AÇAR
Yapıcı eleştiri, kusur aramaktan farklıdır. Yapıcı eleştiri kişiyi değil; davranışı, yapılan işi veya ortaya çıkan sonucu değerlendirir. “Sen zaten böylesin” demek yerine, “Bu bölümde şu noktayı geliştirirsen sonuç daha iyi olabilir” demeyi tercih eder. Böyle bir yaklaşım hem gerçeği ortaya koyar hem de karşı tarafa gelişebileceği bir alan bırakır.
Kusur arama alışkanlığı yalnızca başkalarına karşı değil, kişinin kendisine karşı da görülebilir. Bazı insanlar kendi eksiklerini sürekli büyütür, başarılarını küçümser ve yaptıkları hiçbir şeyi yeterli bulmazlar. Oysa insan, kendisini geliştirebilmek için önce kendisine anlayış göstermelidir.
Eksiklerimizi kabul etmek, kendimizi değersiz görmek anlamına gelmez. Tam tersine, gelişimin ilk adımı kendimize dürüst ama şefkatli davranabilmektir.
Hayatta hiçbir insan, hiçbir iş ve hiçbir ilişki kusursuz değildir. Kusursuzluk arayışı çoğu zaman sahip olduğumuz güzellikleri fark etmemizi engeller. Bir insanın yalnızca eksiklerine değil; çabasına, niyetine ve gelişme isteğine de bakmak gerekir. Çünkü herkesin görülmeyen bir mücadelesi, anlatmadığı bir hikâyesi ve öğrenmeye devam ettiği bir yolu vardır.
ÖNEMLİ OLAN ÇÖZÜM ÜRETEBİLMEKTİR
Kusur bulmak kolaydır; önemli olan çözüm üretebilmektir. Eleştirmek kolaydır; asıl değerli olan destek olmaktır. Bir yanlışı göstermekten daha anlamlı olan, o yanlışı düzeltmek için el uzatabilmektir. Bu nedenle çevremizdeki insanların eksiklerini aramak yerine onların güçlü yönlerini fark etmeye ve gelişmelerine katkı sağlamaya çalışmalıyız.
Unutmamak gerekir ki insanlara nasıl bakarsak, çoğu zaman onları öyle görürüz. Kusur arayan göz her yerde eksik bulur. Anlamaya çalışan göz ise aynı yerde umut, emek ve gelişme ihtimali görür. Hayatı daha yaşanabilir kılan şey, hataları görmezden gelmek değil; onları suçlamadan, kırmadan ve birlikte çözmeye çalışmaktır.
Mevlânâ’nın sözüyle bitirmek istiyorum:
“İyiyi ara, doğruyu ara, güzeli ara; fakat kusur arama.”
Sevgiyle kalın.
Feride Çantal