Şebnem Ferah’ın bir şarkısı vardır: “Ben şarkımı söylerken…”
Ve bir yerde sorar: “Bu kez dürüst olur musun?”

Aslında bu soru birine değil, hepimize sorulmuş gibi.
Kendimize, ilişkilerimize, hayatın tam ortasına…

Şebnem Ferah’ın sahnelere geri dönmesi birçok insanı mutlu etti. Çünkü onun şarkıları sadece müzik değildir; yaşanmışlık taşır. Her sözünde bir hayat, her nakaratında bir yüzleşme vardır. Dinlerken çoğu zaman kendimizi yakalarız. Çünkü o şarkılar “gerçektir.

Peki biz ne kadar gerçeğiz?

Bugün “dürüst insanları özledik” cümlesini daha sık kuruyorsak, bu bir şeylerin eksildiğini gösterir. Belki de bu, sosyal normların sessizce aşındığının bir işaretidir. Çünkü dürüstlük bir seçenek değil, bir karakter meselesidir.

Dürüstlük sadece büyük anlarda değil;
işte, aşkta, ailede, sokakta… yani hayatın her yerinde gerekir.
İnsan bazen dürüst olmanın bedelinden korkar. Kaybetmekten, yalnız kalmaktan, anlaşılmamaktan…

Ama asıl kayıp, kendine yabancılaşmaktır.

Evet, dürüstlük her zaman kolay değildir.
Hatta çoğu zaman insanı zorlar.
Ama uzun vadede insanın içine yerleşen o huzur, başka hiçbir şeyle kıyaslanamaz.

Anlık kazançlar, kısa mutluluklar cazip gelebilir.
Ama bir gün aynaya baktığında kendine “keşke” demek…
İşte asıl ağır olan budur.

O yüzden belki de en doğru soru hâlâ aynı:


“Bu kez dürüst olur musun?”

Kendine, hayatına ve seçtiklerine karşı…

Çünkü doğruluk ve etik değerler insana kaybettirmez.
Aksine, geç de olsa doğru yerde durmanın verdiği o derin hissi kazandırır.

Ve bir gün geriye dönüp baktığında,
“İyi ki” diyebilmek için…

Keşke dememek için.

 

Buket Pelin UZUN