Spor yöneticiliği yalnızca bir makamı temsil etmek değildir. Bir spor yöneticisinin güçlü bir diksiyona, etkili iletişim becerilerine, temsil kabiliyetine ve vizyona sahip olması gerekir. Çünkü spor sektörü, insan ilişkilerinin en yoğun yaşandığı alanlardan biridir.
Özellikle yüksek tansiyonlu müsabakalarda, farklı kulüplerin yöneticileriyle sağlıklı iletişim kurabilmek, krizleri yönetebilmek ve ortak bir bilinç oluşturabilmek son derece önemlidir. Sporun gelişmesi, yalnızca sahadaki başarıyla değil; saha dışında kurulan iletişim diliyle, iş birliği kültürüyle ve yöneticilerin duruşuyla da doğrudan ilişkilidir.
Peki biz bu iletişimi ne kadar kurabiliyoruz?
Ne yazık ki çoğu zaman kuramıyoruz. En temel iletişim becerilerinin bile geri planda kaldığı bir ortamda, bazı yöneticilerin yalnızca bulundukları konumun sağladığı imkânlardan faydalanmayı yeterli gördüğünü gözlemliyoruz. Oysa spor yönetimi, sadece bir unvan ya da bulunduğun makamın gücüyle sürdürülebilecek bir alan değildir.
Sizce bu anlayışla gelişebilir miyiz?
Hayır, sayın yöneticilerim.
Kolektif bir bilinç oluşmadıkça, akademik gelişim önemsenmedikçe, yenilikçi bakış açıları ortaya konmadıkça ve gerçek anlamda emek verilmedikçe spor alanında kalıcı bir ilerleme sağlanamaz. Arı gibi çalışmadan, üretmeden, araştırmadan ve ortak akıl oluşturmadan başarı beklemek gerçekçi değildir.
Sadece konumun faydalarıyla, sadece isimle, sadece makamla bir yere kadar gidilebilir. Fakat bunlar kalıcı başarı için yeterli değildir.
Sporun gelişmesi için yöneticilerin önce kendini geliştirmesi gerekir. İletişim kurabilen, dinleyen, öğrenen, yeniliklere açık olan ve ortak faydayı önceleyen yöneticilere ihtiyaç vardır.
Çünkü kolektif bilinç olmadığı sürece makamın da, başarının da, konumun da gerçek bir anlamı kalmaz.
Buket Pelin UZUN