Minnet Eylemem
“Rızkımı veren Hüdadır, kula minnet eylemem.”
Bu söz bize şunu hatırlatır: Rızkı veren Allah’tır. İnsan doğru yoldan şaşmadığı, bildiği doğrulardan vazgeçmediği ve haksızlık karşısında susarak “dilsiz şeytan” olmadığı sürece Allah onun rızkını verir.
Bu kez alanımla ilgili değil, biraz daha hayata dair yazmak istedim. Çünkü bazen insanın sadece mesleğinden, işinden ya da başarılarından değil; yaşamın içindeki anlamdan, insan olmaktan ve vicdandan da bahsetmesi gerekir.
Hayatta karşımıza çıkan her olay, bize insan olmayı öğretmek için vardır. Bir kitabı okurken önce satırları görürüz, sonra o satırların içinden kendimize ait bir anlam çıkarırız. Hayat da böyledir. Farklı hayatlara tanık oluruz; bazen şükrederiz, bazen de kendimizi şanssız hissederiz. Ama sonunda hepimiz aynı temel görevle karşı karşıya kalırız: İnsan olmak.
İnsan olmanın yolu dürüstlükten, iyi niyetten, hoşgörüden, yardımlaşmadan ve doğru iletişim kurabilmekten geçer. Asıl önemli olan; kimsenin ekmeğinde gözü olmadan yaşayabilmek, dostuna dost gibi davranabilmek ve her günün sonunda “Şükür, bugün de insan kalabildim.” diyebilmektir.
Ne yazık ki bazı kelimeleri ve değerleri unuttuk. İş sahibi olmak, aile kurmak, mal mülk edinmek elbette önemlidir. Ancak insan olamadıktan sonra bunların hiçbiri tek başına anlam taşımaz.
Yazdıklarımızı ve söylediklerimizi bir gün gerçekten hayatımıza geçirebilirsek, belki de birçok şeyi eleştirmeye gerek kalmaz. Çünkü insan önce kendinden başlar. Kendi niyetini, kendi vicdanını ve kendi duruşunu düzeltirse hayat da başka bir yerden görünmeye başlar.
İnancınız kadar varsınız. İnancınız yoksa bile vicdanınız, iyiliğiniz ve insan kalma çabanız sizi var eder.
Can olarak varsınız; eğer canınız iyi bir insan olmak istiyorsa, bırakın olsun.
Buket Pelin UZUN